• TR
  • EN

Bedensel Belirtilerle Giden Psikiyatrik Bozukluklarda EMDR Tedavisi

Bedensel Belirtilerle Giden Psikiyatrik Bozukluklarda EMDR Tedavisi

Psikiyatri ve psikolojide bedensel şikayet ve belirtilerin ön planda olduğu psikiyatrik hastalıklara “somatofrom” denmektedir. Bu hastalıkların en temel özelliği yapılan fiziksel muayene, tetkikler ve testlerde herhangi bir bedensel rahatsızlık saptanmamasına rağmen hastadaki mevcut şikayetlerin devam etmesi ve bunların açıklanamamasıdır. Kişi, fiziksel semptomlarla ilgili aşırı düşünmektedir, duygusallaşmaktadır ve bu durum davranışlarına yansımaktadır.

Bu hastalar, sağlık kurumlarının özellikle acil kısmını kullanan ve hekimin tanı koymakta güçlük yaşadığı kişilerdir. Bu hastalar genellikle belirtilerini ve öykülerini abartarak anlatırlar. Gereksiz tıbbi girişimler yaptırmaktan, hastaneye yatmaktan memnundurlar. Aynı hastalık için birçok hekime başvururlar. Bu yüzden karışan tedaviler bazen hastalığın seyrini bile etkiler ve hastalık tablosu hekimlerin kafasını karıştırır. Sonuçta uzayan ve bitmeyen bir tedavi süreci hasta için hem madden hem de manen bir yük olmaktadır.

Baş, karın, sırt, eklem ağrıları, mide-bağırsak bölgelerinde yakınmalar en çok rastlanan yakınmalardır. Ayrıca ağrı dışında bulantı, kusma ve ishale varan durumlar sıkça görülür.

“Bedensel Belirti Bozukluğu” yaşayan hastalarda en çok gözlemlenen davranışlar;

  • Belirtilerin ciddiyeti hakkında orantısız ve devam eden düşünceler,
  • Sağlık ya da hastalık belirtileri konusunda sürekli kaygının yüksek olması,
  • Belirtiler veya sağlıkla ilgili endişeler üzerine harcanan aşırı zaman ve enerjidir.
  • Yapılmış laboratuvar testlerine ve diğer tetkiklere, hekimlerin güvence vermelerine rağmen hastalıkları olduğuna dair inanışları sarsılmaz.

 

Bu belirtilerin en az 6 aylık bir süreç içinde devam ediyor olması önemlidir. “Bedensel Belirti Bozukluğu”nun genel olarak tek bir nedeni bulunmamaktadır. Birçok psikolojik rahatsızlıkta olduğu gibi stres verici yaşam olayları, aile öyküsü, bu tarz belirtilerin ortaya çıkışında önemli risk faktörleridir. Hatta bazı psikolojik yaklaşımlara göre bireyler stres verici yaşam olayları karşısında depresyon yada anksiyete ( kaygı ) yaşamamak için fiziksel semptomlar geliştirebilmektedirler. Genellikle sevilen bir yakının ölümü ya da ciddi düzeydeki bir rahatsızlıktan sonra, geçici olarak da bedensel belirtiler ortaya çıkabilir. Aslında fiziksel belirtiler bazı kişiler için tepki gösterme biçimi olarak da görülmektedir. Kişinin olumsuz yoğun duygulardan geçici olarak uzaklaşmasını sağlayan bir korunma düzeneğidir.

Somatoform bozukluklar DSM V tanı kriterlerinin çıkmasıyla yeniden düzenlenmiş ve bu hastalık grubunun ismi  “Bedensel Belirti Bozuklukları ve İlişkili Bozukluklar’’ olarak değiştirilmiştir. Bu tanı grubunda; “Bedensel Belirti Bozukluğu”, “Hastalık Kaygısı Bozukluğu”, “Dönüştürme ( Konversiyon )” , “Yapay Bozukluk” ve “Tanımlanmış Diğer Bir Bedensel Belirti Bozukluklar ve İlişkili Bozukluklar”dır. “Bedensel Belirti Bozuklukları” altındaki bozuklukları daha da açmamız gerekirse;

1) Bedensel Belirti Bozukluğu: Kişi bedensel belirtilerini yanlış yorumlayarak ciddi bir hastalık sahibi olduğu inancındadır. Hastanın zihni kötü bir hastalığa yakalandığı inancıyla öylesine meşguldür ki, yaşadığı stres günlük hayatını bozmaya başlamıştır.

2) Hastalık Kaygısı Bozukluğu: Bir hastalığı olduğuna ya da olacağına dair zihinsel uğraşların olduğu ruhsal bir bozukluktur. “ Hastalık Kaygısı Bozukluğu” tanısı almış kişilerin herhangi bir bedensel belirtisi yoktur. Ancak gelecekte hasta olacağına öyle inanmaktadırlar ki bu durum onların günlük hayatını olumsuz etkilemektedir.

3) Dönüştürme ( Konversiyon ) Bozukluğu: İstemli motor ve duyusal işlevleri etkileyen tıbbi bir durum varmış gibi belirti veren, ancak psikolojik etkenlerden kaynaklanan bir hastalıktır. tikler, göz seğirmesi, düşme, güçsüzlük, ses çıkaramama vb.

4) Yapay Bozukluk: Tıbbi ilgi görmek adına bir hastalığı taklit etmeye verilen isimdir.

5) Ağrı Bozukluğu: Vücudun bir veya daha fazla bölgesinde odaklanmış ağrının hasta tarafından yanlış yorumlanmasıdır. Bir kişinin ağrılarının fiziksel ve biyolojik bir dayanağı olup olmadığı ancak gerekli tetkik ve testler yapıldıktan sonra anlaşılabilir.

 

Tedavi Süreci Nasıl İşlemektedir ?

Genellikle bu tip hastalar psikiyatrik tedavi önerisine direnmektedirler. Tedavide psikoterapi ve antidepresan ilaçlar belirtilerin şiddetine ve devam etme süreçlerine göre faydalı olmaktadır. Psikoterapi, tedavinin önemli bir parçasıdır. Bireye uygun olarak farklı terapi yaklaşımları uygulanabilmektedir. EMDR terapisi, bilişsel terapi, davranışçı terapi, iç görü yönelimli psikoterapi ve grup terapileri bu hastalıklarda etkilidir. Terapi devam ederken düzenli aralıklarla planlanmış fizik muayeneler, hastalara belirtilerinin ciddiye alındığı ve hekimlerinin onları bu durumlarıyla baş başa bırakmadığı mesajını vererek ciddi anlamda yardımcı olabilmektedir. Eğer belirtiler bir veya birkaç stres faktörüne bağlı ve geçici olarak ortaya çıkmışsa, hastaların stresle baş etmelerine yardımcı olunması gerekmektedir.

Tedavi sürecinde psikolog veya psikiyatrist mutlaka depresyon veya anksiyete olasılığını değerlendirmeyi unutmamalıdır.

 

EMDR Tedavisinin Somatoform Bozuklukları Tedavisindeki Etkisi :

Somatizasyon bozukluğu olan kişilerin psikiyatrik ve psikolojik değerlendirmeleri yapıldığında genellikle altta yatan nedenlerin stres kaynaklı olduğu görülür. Bilinçaltı, kişinin bedensel yakınmalarıyla aslında psikolojik stres faktörlerinden kendini korumaya çalışmaktadır. Strese genellikle travmatik olaylar neden olmaktadır.

Geçmişte yaşanmış travmatik olaylar beyinde stres birikmesine neden olmaktadır. EMDR terapisi işte bu stres kaynağına karşı kişiyi duyarsızlaştırarak kişinin gösterdiği bedensel tepkileri azaltmaktadır.  Tedavide nihai hedef şikayetlerin tamamen ortadan kalkmasıdır.  Yapılan birçok çalışmada somatik belirtiler gösteren kişilerin geçmiş dönem travmatik deneyimleri psikoterapide çalışıldığında, semptomların kademe kademe azaldığı ve bir süre sonra da ortadan kalktığı görülmüştür. Özellikle, EMDR yöntemi ile travma çalışmasını yapmak son derece hızlı biçimde sonuca ulaşmayı sağlamaktadır.

Literatürdeki çalışmalar, EMDR'nin ağrının giderilmesinde veya önemli ölçüde azaltılmasında başarılı olduğunu göstermiştir.  Shapiro (2001) açıkladığı modelinde travmatik deneyiminin eksik işlenmesinden dolayı beyinin acıyı kavramsallaştırdığını öne sürmektedir. Ancak bellek doğru işlendiğinde, ağrı hafifletilir. Çeşitli nedenlerden kaynaklanan kronik ağrı ve travmatik olay aynı odakta tedavi edilir (Shapiro,2001) Anekdot raporları, EMDR'nin bu uygulamada etkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar bir dizi vaka çalışmasında desteklenmiştir (Grant & Threlfo, 2002).

Yukarıda bahsettiğimiz gibi vücut dismorfik bozukluğu olan bireyler irrasyonel ve negatif olan, işlev görme kabiliyetlerini engelleyen ve gereksiz ve sayısız plastik cerrahi ve intiharla sonuçlanabilecek çarpık bir vücut imajına sahiptir. Ancak Brown ve arkadaşları yürüttükleri bir vaka çalışmasında üç seanslık EMDR ile birlikte art arda yedi vücut dismorfik bozukluğu olgusunu tedavi ettiklerini belirtmişlerdir. EMDR terapisi sırasında ilk olarak bu olumsuz vücut imajının ilk deneyiminin hafızasına odaklanılmıştır. Tedaviden sonra, yedi kişiden beşinin vücut dismorfik bozukluğu tanı kriterlerini karşılamadığı bulunmuştur. Kişilerin kendilerine olan benlik saygılarının artığı görülmüştür. (Grant & Threlfo, 2002).

Fiziksel şikayetin kendisinin (örn., yorgunluk) yanı sıra, fiziksel şikayetin hastaya verdiği anlam (örn., “Ben çaresizim”), hastaya travmatik bir deneyimi (örneğin, tecavüze uğramış) hatırlatır.  Bu durumda, fiziksel şikayet aslında travmatik hafızayı harekete geçiren tetikleyici olabilmektedir. Hem travmatik hafızanın tetiklenmesinin sonucu olan travma sonrası stres hem de hastanın bu stresli durumla başa çıkamaması, fiziksel şikayeti ve iyileşmeyi engelleyebilir (van Rood ve Visser, 2008). Bu yüzden travmatik anının başarılı bir şekilde işlenmesi, somatoform şikayetin yoğunluğunda bir azalmaya yol açacaktır (de Roos & Veenstra, 2009).

Başarılı bir yeniden işlemenin stresin azaltması ve daha etkili bir başa çıkma mekanizmaları oluşturması beklenmektedir (Grant & Threlfo, 2002).

EMDR terapisi ile iyileştirip ve fiziksel ve duygusal acıyı engelleyerek daha zengin ve tatmin edici bir hayat yaratabilirsiniz.

Kaynaklar

  • Brown, K.W., McGoldrick, T. & Buchanan, R. (1997). Body dysmorphic disorder: Seven cases treated with eye movement desensitization and reprocessing. Behavioural & Cognitive Psychotherapy, 25, 203-207.
  • Dziegielewski, S. (2000). Eye movement desensitization and reprocessing (EMDR) as time-limited treatment intervention for body image disturbance and self-esteem: a single subject case study design. Journal of Psychotherapy in Independent Practice, 1, (3) 1-16.
  • Hassard, A (1995). Investigation of eye movement desensitization of body image. Behavioural Psychotherapy 21, 157-160.
  • Wilensky, M. (2000). Phantom limb pain. EMDRAC Newsletter, 4, 2.
  • Wilson, S. A., Tinker, R., Becker, L. A., Hofmann, A., & Cole, J. W. (2000, September). EMDR treatment of phantom limb pain with brain imaging (MEG). Paper presented at the annual meeting of the EMDR International Association, Toronto.
  • Shapiro, F., (2001). Eye Movement Desensitization and Reprocessing: Basic Principles, Protocols and Procedures (2nd edition). New York: Guilford Press
  • Ray, A.L. & Zbik, A. (2001). Cognitive behavioral therapies and beyond. In C.D. Tollison, J.R. Satterthwaite, & J.W. Tollison (Eds.) Practical Pain Management (3rd edition). Phil., PA: LIppencott, pp. 189-208.
  • Grant, M., & Threlfo, C. (2002). EMDR in the treatment of chronic pain. Journal of Clinical Psychology. 58, 1505-1502.

 

 

 

 

 

 

RANDEVU ALIN